1. Merhaba ! Kadınların kurduğu ve yönettiği tek Kadın Sitesi Kadınlar Forumu'na Hoşgeldiniz ...
    Forumumuz ücretsizdir.Kadınlar için geniş bir bilgi ağı oluşturmaya çalıştığımız forum sitemize katılmak için Keyifli forumlar dileriz

Muharrem Ayı Oruç Tutulur Mu?

Konusu 'Genel İslami Bilgiler' forumundadır ve İLGİNA tarafından 10 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. İLGİNA

    İLGİNA Üye

    Mesajlar:
    2.558
    Beğenileri:
    918
    Şehrullahil Muharrem olarak meşhur olan, yani Allah(Azze ve Celle)ın ayı Muharrem olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
    Allah(Azze ve Celle)ın ayı günü ve yılı olmaz, ancak Allah(Azze ve Celle)ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
    Âşura Günü ise Muharremin 10. günüdür. Âşura Gününün Allah(Azze ve Celle) katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâbı Hak on Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)ine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
    Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
    Âşura Gününün Allah(Azze ve Celle) katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan

    On geceye yemin olsun

    ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz. Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharremin Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.
    Cenâbı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.
    Bugüne Âşura denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâbı Hak on Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)ine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:

    1. Allah(Azze ve Celle), Hz. Musaya [a.s.] Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
    2. Hz. Nuh [a.s.] gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
    3. Hz. Yunus [a.s.] balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
    4. Hz. Âdemin [a.s.] tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
    5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
    6. Hz. İsa [a.s.] o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
    7. Hz. Davudun [a.s.] tevbesi o gün kabul edilmiştir.
    8. Hz. İbrahimin [a.s.] oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
    9. Hz. Yakubun [a.s.], oğlu Hz.Yusufun hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
    10. Hz. Eyyûb [a.s.] hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

    Hz. Âişenın belirttiğine göre, Kabenin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
    İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenabı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur. Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehli Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imiz Aleyhissalâtü Vesselam Medineye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
    - Bu ne orucudur? diye sordu.
    Yahudiler,
    - Bugün Allah(Azze ve Celle)ın Musayı düşmanlarından kurtardığı Firavunu boğdurduğu gündür. Hz. Musa [a.s.] şükür olarak bugün oruç tutmuştur dediler.
    Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da,

    Biz, Musanın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz

    buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.
    Aşûra günü yalnız ehli kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu. Bu hususta Hazreti Âişe validemiz şöyle demektedir:

    Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medineye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.

    O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imiz herkesi serbest bıraktı.

    İsteyen tutar, isteyen terk edebilir

    buyurdu.Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu. Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.

    Bir zat Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imize geldi ve sordu:
    - Ramazandan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?
    Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imiz Aleyhissalâtü Vesselam,
    - Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah(Azze ve Celle)ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah(Azze ve Celle) o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir buyurdu.


    Yine Tirmizide de geçen bir hadiste Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imiz şöyle buyurmuşlardır:

    Âşura Gününde tutulan orucun Allah(Azze ve Celle) katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.

    Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah(Azze ve Celle)ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.

    hadisi şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir. Bu hadisin açılamasında İmamı Gazali, Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir demektedir. Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharremin dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir. Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
    Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imiz, müminin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir. Bîr hadiste şöyle buyurular:

    Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenabı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.

    Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.
    Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharremine ait 10. gününde Hazreti İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâda hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazreti Hüseyini Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.
    Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah(Azze ve Celle)ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mümin bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir yas merasimi haline dönüştürmek ehli sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.

    Hak Dini Kurân Dili 5793.
    Buhari, Savm: 69.
    Sahihi Müslim Şerhi, 6:140.
    Müslim. Siyam: 117.
    Tîrmizî. Savm: 40.
    A.g.e., Savın: 47.
    İbni Mâce. Siyam: 43.
    İhyâ, 1:238

     
    kristal kelebek bunu beğendi.
  2.  
  3. İLGİNA

    İLGİNA Üye

    Mesajlar:
    2.558
    Beğenileri:
    918
    Hadis No : 4560
    Ravi: Ebu Hüreyre
    Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ramazan ayından sonra en faziletli oruç (ayı) şehrullah olan Muharrem ayıdır. Farz namazdan sonra en efdal namaz da gece namazıdır."

    Kaynak: Müslim, Sıyam 202, (1163); Ebu Davud, Savm 55, (2429); Tirmizi, Salat 324, (438); Nesai, Kıyamu'l-Leil

    Hadis No : 4561
    Ravi: Ali
    Tanım: Anlattığına göre bir adam ona sorar: "Ramazandan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?" Ali (ra) şu cevabı verir: "Ben bu soruyu Resulullah'a soran kimseye rastlamamıştım. Nihayet bir adam sordu. O zaman ben de yanlarında idim. Dedi ki: "Ey Allah(Azze ve Celle)'ın Resulü! Ramazandan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?" Şu cevabı lütfettiler: "Ramazan dışında da oruç tutmak istersen Muharrem ayında tut. Çünkü o Şehrullah (Allah(Azze ve Celle)'ın ayı)dır. O ayda bir gün vardır ki, Allah(Azze ve Celle) onda bir kavmin günahlarını affetti, bir başka kavmin günahını da affedecek." Kaynak: Tirmizi, Savm 40, (741)

    Ashure gunu oruc tutulur,dua ve zikirler hep oldugu gibi olunur,Sunnette ashure gunune aid olan bir namaz yoktur,boyle ibadetler bidatdan bashga bi shey degil,ve ResullAllah(Azze ve Celle)(salllahu aleihi ve sellam) "Her kimse bizim ishe yenilik yaparsa o bizden degil" ve "Her bidet zelalaetdir ,ve her zelalet sizi Cehennem ateshine yaklashtirir"kelimelerini unutmamaliyik
     
  4. İLGİNA

    İLGİNA Üye

    Mesajlar:
    2.558
    Beğenileri:
    918
    Aşûre Cumartesi veya Pazar gününe rastlarsa nasıl tutulur?

    Muharrem ayının onuncu günü Cumartesi gününe rastlarsa, onbirinci gün olan Pazar günüyle birlikte tutulur mu veya onuncu gün Pazar gününe rastlarsa, dokuzuncu gün olan Cumartesi günüyle birlikte tutulur mu? Çünkü Cumartesi Yahudilerin, Pazar günü ise Hıristiyanların tâzim ettikleri gündür.
    Cumartesi ve Pazar gününü birlikte olarak her iki günde oruç tutmakta Ehli Kitap’a benzeme yoktur. Zira ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar iki günü birlikte tazim etmezler.
    Buna delil olarak şunu diyebiliriz; Bir kimse yalnızca Pazar günü oruç tutsa mekruh olur, çünkü Pazar gününü Hıristiyanlar kutsal sayarlar, lâkin Pazar ve Pazartesi günlerinde beraberce oruç tutsa caiz olup kerahat kalkar. Çünkü Hıristiyanlar Pazar gününü tâzim etseler dahi Ehl-i Kitap'tan hiçbiri bu iki günü beraberce tâzim etmezler. Aynı şekilde Yahudiler de Aşûre gününü tâzim etikleri için yalnızca Aşûre günü oruç tutmak mekruhtur, lâkin Aşûre günü ile birlikte evvelinden veya sonundan bir gün oruç tutulursa mekruh olmaz. Çünkü Yahudiler Aşûre gününü tâzim etseler dahi Ehl-i Kitap'tan hiçbiri bu iki günü beraberce tâzim etmezler.
    Bundan anlaşılıyor ki, Aşûre günü (onuncu gün) Pazar veya Cuma gününe rastlarsa, bu günlerle birlikte Cumartesi günü oruç tutmak mekruh olmaz. (Yani Cuma ve Cumartesi günlerini birlikte veya Cumartesi ve Pazar günlerini birlikte tutmak mekruh olmaz.) Aşûre gününden evvel veya sonra mehrecan veya nevruz günleri gelse hüküm yine budur. Çünkü hassaten o günün orucunu kastetmemiştir. (İbn-i Abidin, Oruç Bahsi)
     

Sayfayı Paylaş

Arama Motorundan Bu Sayfaya Gelenler

  1. muharrem ayında cuma günü oruç tutulurmu

    ,
  2. muharrem ayında oruç tutulur mu

    ,
  3. muharrem ayının başlangıcıda oruçtutulurmu

    ,
  4. muharremin ilk onunda oruc tutulur mu,
  5. muharrem ayı orucu nasıl tutulur 2010,
  6. muarrem ayıda oruc tutuluyor mu